​​

Statement : | עברית, العربية, English, Français

Komorlar Birliği’nin belirttiği durumla ilgili ilk araştırmayı tamamlayan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Savcısı Fatou Bensouda şu açıklamayı yapmıştır: “Durum, Roma Sözleşmesi’nin yasal beklentilerine uymuyor”

Açıklamanın sesli-görsel izlenmesi

  • YouTube (seyretmek için):  
  • Seyretmek ve yüklemek için Video (MPEG-4) (14.6 MB)
  • Yüklemek için Sesli (MPEG-3) (4.1 MB)

Roma Sözleşmesi'ni imzalamış bir devlet statüsündeki Komorlar Birliği yetkililerinden 14 Mayıs 2013 tarihinde bize bir talep ulaşmıştır.  Aynı gün, "Gazze Şeridine gitmekte olan İnsani Yardım Filosuna 31 Mayıs 2010'da İsrail'in yaptığı baskınla ilgili" ilk soruşturmayı başlattım.   

Bütün olayları yasal açıdan dikkatle incelediğimde, İsrail Askeri Güçlerinin 31 Mayıs 2010 günü durdurdukları "Gazze Bağımsızlık Filosu"na dahil Mavi Marmara isimli gemide, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin ("ICC" veya "Mahkeme") yetki alanına girebilecek savaş suçları işlendiğine inanmak için yeterli bilgi bulunduğunu düşündüm. 

Ancak, ilgili bütün noktaları dikkatle değerlendirdikten sonra, araştırma neticesinde ortaya çıkan veya çıkabilecek bütün delil(ler)in ICC'de daha fazla işlem başlatmak için "yeterli vahameti" içermediği sonucuna vardım.  Bir suçun vahameti Roma Sözleşmesi'nde yasal kriter olarak açıkça belirtilmiştir. 

İddia edilen suçların mağdurlar ve onların aileleri üzerindeki etkilerini küçümsüyor değilim, ama Roma Sözleşmesi'nin şartlarına da uymak zorundayım; ki bu şartlardan birisi de, ICC'nin geniş ölçüde veya bir plan veya politika uyarınca işlenmiş olan savaş suçlarına öncelik vermesidir.

Bu nedenle, yaptığım son analizin ışığında, Roma Sözleşmesi çerçevesinde kovuşturma başlatmak için belirtilen yasal şartların oluşmamış olduğu kanaatine vardım ve bu ilk araştırmanın kapatıldığını ilan ediyorum.

Mensubu bulunduğum Daire, Komorlar tarafından bize intikal ettirilen olayların değerlendirmesini açık ve diğer güvenilir kaynaklara dayanarak yapmıştır ve bunu, her zaman titizlikle uyguladığımız gibi, bağımsız, taraf tutmayan ve kapsamlı bir analize tabi tutmuştur.  

Roma Sözleşmesi kapsamında bize konuyu intikal ettiren devletin, ki burada sözü edilen devlet Komorlar Birliği'dir, Kanunun 53(3)(a) Maddesi uyarınca, ICC hakimlerinden benim kovuşturma açılmasını reddetme kararımı gözden geçirmeyi isteme hakkı mevcuttur.

Geçmişte açıkça belirttim, şimdi de belirtiyorum: Mensubu olduğum Daire, eğer insanlığın vicdanını sızlatacak biçimde geniş çaplı bir suç işlenmişse – suçluların statüsüne veya bağlı olduğu kurumlara bakmayarak - korku duymadan veya herhangi bir tarafa iltimaslı davranmadan kararlarını verir ve suçluların peşine düşmek için çaba gösterir.  Biz kendimizi katliamların cezasız kalmasını önlemeye adarız ve işimizi tamamen bağımsız bir şekilde gerçekleştiririz.  Ancak bunu yaparken de Roma Sözleşmesi'nin ortaya koyduğu yasal çerçevenin dışına kesinlikle çıkmayız.   

Diğer Bilgiler

Komorlar Birliği ICC'ye 18 Ağustos 2006'da üye olmuş bir devlettir.  Bu nedenle 1 Kasım 2006 tarihinden itibaren Komorlar sınırları dahilinde veya vatandaşları tarafından başka yerlerde işlenmiş suçlara bakmaya Roma Sözleşmesi uyarınca yetkilidir. 

Savcılık 14 Mayıs 2013'te Komorlar Birliği yetkililerinden, 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze Şeridine gitmekte olan insani yardım filosunun İsrail tarafından durdurulmasına ilişkin olayları açıklayan bir bildiri aldı.  Aynı gün, Savcı bu olayla ilgili olarak Savcılığın ilk araştırmayı başlattığını açıkladı.   5 Temmuz 2013 günü Başkanlık, durumu Mahkeme'nin Duruşma Öncesi Komisyonuna intikal ettirdi.

Filoda bulunan sekiz gemiden sadece üçü devletlere ait gemiler idi.  Roma Sözleşmesi'ndeki  Madde 12(2)(a)'ya göre, bu üç gemide (yani Komorlar'a kayıtlı olan (Mavi Marmara), Kamboçya'ya kayıtlı olan (Rachel Corrie) ve Yunanistan'a kayıtlı olan (Eleftheri Mesogios/Sofia) gemilerinde işlenmiş suçlar Roma Sözleşmesi'ndeki Madde 12(2)(a)'ya binaen Mahkeme'nin yetki alanına girer.  Kamboçya ve Yunanistan, biri 11 Nisan 2002'de diğeri 15 Mayıs 2002'de attıkları imza ile Sözleşme'ye dahil olmuş devletlerdir.  Bize intikal ettirilen durum 31 Mayıs 2010 tarihinde başlamış olup, iddia edilen suçlar İsrail güvenlik kuvvetlerinin filoyu durdurması sonucu işlenmiş, ayrıca 5 Haziran 2010 günü Rachel Corrie'yi de benzer şekilde durdurması ile devam etmiştir. 

Bu Ofis, suç bildirisine ilişik gönderilmiş olan yardımcı malzemeyi, ve belgeleri analiz ederken 31 Mayıs 2010 olaylarını inceleyen dört komisyonun raporlarını ve diğer bilgileri de göz önünde bulundurdu.  Unutulmamalıdır ki Ofis'in ilk araştırma devresinde bir tahkikat yürütme yetkisi yoktur.  Herhangi bir delil toplanmadığına göre Ofis'in raporda ortaya koyduğu analiz bir tahkikat sonucu ortaya çıkmıştır şeklinde yorumlanmamalıdır.  Ortaya çıkan yeni bilgiler veya deliller olursa, Ofis'in verdiği karar tekrar gözden geçirilebilir.  

ICC'ye bağlı olan Savcılık Ofisi bağımsız ve taraf tutmayan bir şekilde tahkikat başlatır ve soykırım suçları, insanlık aleyhine işlenen suçlar ve savaş suçlarını mahkemeye sevkeder.  Halen Savcılık Ofisi sekiz tahkikat işlemi gerçekleştirmektedir: bunlar Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Darfur, Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kenya, Libya, Fildişi Sahili ve Mali ile ilgili tahkikatlardır.  Aynı Ofis ayrıca Afganistan, Kolombiya, Gürcistan, Gine, Honduras, Irak, Nijerya ve Ukrayna'daki durumlarla ilgili ilk araştırmaları da yürütmektedir.

Madde 53(1) Komorlar, Yunanistan ve Kamboçya'ya kayıtlı gemilerdeki olaylar hakkında rapor.

Ofis'in yürüttüğü ilk araştırmalarla ilgili bilgi için: preliminary examinations

Beyanat: 'ICC'nin Filistin konularındaki Yetkisinin ne olduğunu bilmek kamunun hakkıdır'

[email protected]

Kaynak: Savcılık Ofisi

Source : Office of the Prosecutor