​​

Statement : | العربية, עברית, English, Français

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı Fatou Bensouda’nın Komor Birliği Devleti ve Diğerleri adına kayda geçmiş teknelerin durumıma ilişkin açıklaması

Ofisime gelmiş son bilgiler dahil bütün ilgili belgeleri dikkat ve titizlikle inceledikten sonra, Komor Birliği Devleti, Yunanistan ve Kamboçya Krallığı adına kayda geçmiş teknelerin durumu konusunda 6 Kasım 2014 tarihinde verdiğim kararı aynen tekrarlıyorum ve bu ön soruşturmayı sonlandırıyorum. 

Dün Ön Soruşturma Dairesi I'in dosyasına giren bu karar nihaidir, yeni bulgular ve bilgiler ışığında önceden verilmiş bir kararı tekrar gözden geçirme işlemi,  Uluslararası Ceza Mahkemesi kuruluşuna temel teşkil eden Roma Statüsü'ndeki Madde 53(4)'nın bana tanımış olduğu takdir yetkisi ile yapılmıştır. Madde 108(3)'de belirtilen Kanıt ve Çalışma Esasları uyarınca alınmış olan bu kararın gerekçeleri  Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (bundan böyle "UCM" veya "Mahkeme" olarak ifade edilecektir) hakimlerine  bildirilmiştir. Aşağıdaki açıklamalar buyurucu özellik taşımaz ve sadece bilgi vermek amacıyla yapılmaktadır.  

Benim nihai kararım Temyiz Dairesi'nin 6 Kasım 2015'teki kararı neticesinde yürürlüğe giren Ön Soruşturma Dairesi I'in talebinden etkilenmiştir.

Herşeyden önce ifade etmek isterim ki, saygı çerçevesinde ve titizlikle yürütülen bir incelemeyi takiben, Ön Soruşturma Dairesi I'in talebinde kararımı değiştirmek için yeterli neden bulunmadığı sonucuna ulaştım. Daha açık ifade etmek gerekirse, Ön Soruşturma Dairesi I'in talebini tekrar değerlendirip tetkik ettiğim zaman, Madde 53(1) uyarınca Ön Soruşturma Dairesi I'in yaptığı ön araştırmanın standardı, Madde 53(3) uyarınca Ön Soruşturma Dairesi I'in bilgileri gözden geçirme standardı ve yapılan detaylı analiz konularında Ofisimin yürüttüğü muhakemede  haklı olduğu kanaatine vardım.

Kararımın temelini şu faktörler oluşturmaktadır:  Ön Soruşturma Dairesi I'in yürüttüğü muhakemenin dikkatle analiz edilmesi; 2014'te verilen karar sırasında elde olan bütün bilgilerin dikkatle bir kez daha gözden geçirilmesi; ve 2015 ile 2017 arasında Komor Birliği Devleti ve olayda mağdur olmuş taraf temsilcilerinin benim Ofisime gönderdiği bilgilerin yeni baştan incelenmesi.  Benim Ofisim Mavi Marmara gemisindeki 300'ü aşkın yolcunun verdiği kişisel ifade dahil toplam olarak 5,000'den fazla belgeyi ve diğer dokümanı bir kez daha analiz etmekle yükümlü olmuştur.

Bu son derece detaylı analiz sonucunda 30 Mayıs 2010 tarihinde İsrail Savunma Kuvvetlerinden bazı elemanların Mavi Marmara'ya biniş öncesinde ve sonrasında gemideki yolculara karşı savaş suçu işlediklerini hala düşünüyorum, ancak gene de Roma Statüsü kapsamında yasaldır diyebileceğimiz ve bu Mahkeme'nin de kabul edeceği ölçüde "yeterli ağırlığı" olan deliller ortaya çıkmıyor, ve yeni bir soruşturma başlatılmasını gerektirmiyor.  

Herşeyden önce şunu ifade etmek isterim: Dikkatle yürüttüğümüz değerlendirme sonucunda Ön Soruşturma Dairesi I'in iddialarının daha önceki kararımı geri çekmem için yeterli sebep oluşturmadığı kanaatine vardım. Daha açık ifade etmek gerekirse, Ön Soruşturma Dairesi I'in iddialarına cevaben başlattığımız ve bana yol gösteren incelemeler ve tetkik sonucunda, Savcılığımın daha önce ileri sürmüş olduğu, 53(1) sayılı madde gereğince yürütülen ilk soruşturmadaki  delillerin standardı, 53(3) sayılı madde kapsamında Ön Soruşturma Dairesi I'in yürütmesi gereken denetimin standardı, ve yapılmış olan kapsamlı analizler gibi yasal değerlendirmelerde haklı olduğu sonucuna vardım.

İkinci olarak ifade etmek istediğim konu şudur: Komor Birliği Devleti ve diğer mağdur temsilcilerinin iddiaları, 2014 yılında bize intikal eden bilgiler ışığında Ofisimin kabul edilemez, haksız, ve hukuka aykırı bir karar verdiğini ispatlamıyor.  Özellikle de, ileri sürülen suçların geniş kapsamlı ve bir plan veya program dahilinde işlenmiş olduğuna inanmamız için o gün elimizde yeterli bir bilgi mevcut değildi. Ayrıca Ofisim, ileri sürülen bu suçları ve onların etkilerini değerlendirmekte veya bu Mahkemenin yetki alanı dışındaki İsrail'de başka suç iddialarına yaklaşımında da hata yapmamıştır.

Bundan başka, olayı tümüyle ve şeffaf bir şekilde ortaya koymak amacıyla belirtmek isterim ki, her ne kadar 108(3) sayılı madde bunu bizden talep etmiyorsa da, 2014 Kasım ayında tamamlanan rapordan sonra (2015-2017 arası) bize ulaşan yeni belgeleri de dikkate aldım ve bunlarda daha önceki kararımdan vazgeçmemi gerektirecek bir bilgi olup olmadığını inceledim. Ancak, Komor Birliği Devleti ve mağdur temsilcilerinin sunduğu bu yeni belgeler hem Ofisimin verdiği ilk kararın doğruluğunu kuvvetlendirdi hem de bunların elde mevcut olan hiç bir bilgiyle ciddi olarak uyuşmadığını ortaya çıkardı.

Bütün bu nedenlerden dolayı, daha önceki muhakememi yineliyorum ve bu ilk soruşturmayı sona erdiriyorum. Temyiz Dairesinin de teyid ettiği gibi, bu "son karar" sadece Savcı içindir.

Son olarak tekrarlamak isterim: Verdiğim bu nihai karar, Roma Statüsü'ndeki uygulanabilir kriterlerin bağımsız ve adil bir biçimde yasal değerlendirilmesini yansıtmaktadır. Ancak şunu da açıkça belirtmeliyim ki, ileri sürülen suçların mağdurlar ve onların aileleri üstünde bıraktığı etkiyi çok iyi anlıyorum ve kararım Mavi Marmara olayında işlendiği ileri sürülen hiçbir suçu mazur göstermez.   

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcısı soykırım suçları, insanlık suçları ve savaş suçları ile ilgili ön soruşturmaları, ve incelemeleri, bağımsız ve adil bir şekilde yürütür, ve bu suçlar için kovuşturma başlatır. Savcılık Ofisi Burundi Cumhuriyeti, Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Darfur (Sudan), Orta Afrika Cumhuriyeti (iki ayrı soruşturma), Kenya, Libya, Fildişi Sahili, Mali ve Gürcistan ile ilgili soruşturma yürütmüştür. Ayrıca Savcılık Ofisi halen Afganistan, Kolombiya, Gine, Irak/Birleşik Krallık, Filistin, Nijerya, Ukrayna, ve Gabon için de ön soruşturma yürütmektedir.

OTPNewsDesk@icc-cpi.int

Source : Office of the Prosecutor